Zaman Kaydı Tutmak: Günün Nereye Gittiğini Görmek
Zaman konusunda hafıza yanıltır. Bir haftalık basit bir kayıt, günün gerçekte nasıl geçtiğini gösterir ve düzeltilecek noktayı işaret eder.
Berrin Aksoy 4 dk okuma
Günün sonunda yorgun olduğunuz halde ne yaptığınızı hatırlayamadığınız oluyor mu? Saatler dolu geçmiştir ama geriye bakınca somut bir iş görünmez. Bu his çoğu zaman tembellikten değil, zamanın nereye gittiğini bilmemekten kaynaklanır.
Zaman kaydı tutmak, bu boşluğu kapatmanın en basit yoludur. Amaç kendini denetlemek ya da her dakikayı doldurmak değildir; yalnızca gerçekte olan biteni görmektir. Ölçülmeyen bir şeyi düzeltmek zordur ve zaman, tahmine en çok yanıltan kaynaklardan biridir.
Tahmin Neden Yanıltır?
İnsan belleği, zaman konusunda güvenilir bir tanık değildir. Zihinde kalan şey, işin süresi değil o işin duygusal ağırlığıdır. Yoğun ve zor geçen kırk dakika saatler gibi hatırlanır; akıp giden iki saat ise fark edilmeden silinir.
Bir başka çarpıtma, kesintileri hesaba katmamaktır. Bir işe ayrılan sürenin ne kadarının gerçekten o işe gittiğini kimse doğru tahmin edemez, çünkü aradaki kısa kopmalar hafızaya kaydedilmez. Oysa bu kopmalar toplamda ciddi bir yer tutar.
Kayıt tutmanın en çarpıcı sonucu genellikle şudur: hiçbir kategoriye girmeyen, adı konmamış bir zaman diliminin varlığı ortaya çıkar. Bu dilim, kimsenin planlamadığı ama herkesin harcadığı bölümdür.
Nasıl Kayıt Tutulur?
En sade yöntem, gün içinde iş değiştirdiğiniz her an tek satır not almaktır. Saat ve iki üç kelime yeterlidir. Detay arttıkça kayıt tutmak yük olur ve birkaç günde bırakılır; sadelik burada doğrudan sürdürülebilirlik demektir.
Kâğıt ya da telefon fark etmez; önemli olan tek bir yer kullanmaktır. Birkaç farklı yere dağılan notlar, sonunda hiçbirine bakılmamasıyla sonuçlanır.
Kayıt süresi bir hafta olmalıdır. Tek gün yanıltıcıdır çünkü her günün kendine has bir yoğunluğu vardır. Bir hafta, hem iş günlerini hem hafta sonunu içerdiği için gerçek bir ortalama verir. Bu haftanın olabildiğince olağan bir hafta olmasına dikkat edin.
Kaydı Bozmadan Tutmak
Kayıt tutarken en sık yapılan hata, gözlemi güzelleştirmektir. Kayıt tutulduğu bilinci insanı daha disiplinli davranmaya iter; bu kısa vadede iyi görünür ama tabloyu bozar. Amaç iyi bir hafta geçirmek değil, tipik bir haftayı görmektir.
İkinci hata, sonradan hatırlayarak doldurmaktır. Akşam oturup günü yeniden kurmak, tam da düzeltmek istediğiniz hafıza yanılgısını kayda taşır. Kayıt anlık olmalıdır; birkaç saniye sürer.
Utandıran kalemleri de yazmak gerekir. Kaydın değeri tam olarak orada saklıdır; atlanan satırlar, sonuçtaki en önemli bulguyu görünmez kılar.
Haftanın Sonunda Neye Bakmalı?
Hafta bitince kayıtları birkaç geniş kategoriye toplayın: temel işler, kişisel bakım ve uyku, ev ve sorumluluklar, öğrenme, dinlenme, ve tanımsız kalan zaman. Her kategorinin toplam süresini çıkarın. Bu tablo çoğu insanda birkaç sürpriz üretir.
İki soruya cevap arayın. Birincisi: en değer verdiğim alana ayırdığım süre, ona verdiğim önemle uyumlu mu? İkincisi: hangi kalem, verdiği getiriye göre orantısız yer kaplıyor? Bu iki soru, düzeltilecek noktayı neredeyse kendiliğinden gösterir.
Bulgunun ardından yapılacak değişiklik küçük olmalıdır. Tüm günü yeniden tasarlamak yerine tek bir kalemi kırpmak ve o süreyi belirli bir işe aktarmak, kalıcı olma ihtimali en yüksek adımdır.
Sık Karşılaşılan Üç Bulgu
Kayıt tutan kişilerin çoğu benzer sonuçlarla karşılaşır. Birincisi, işe ayrılan sürenin sanıldığı kadar uzun olmamasıdır. Uzun görünen bir çalışma bloğunun içinde, gerçekten yoğunlaşılan bölüm çoğu zaman düşünülenin epeyce altındadır; geri kalanı hazırlık, ara verme ve yeniden başlamayla geçer.
İkinci bulgu, geçiş sürelerinin görünmezliğidir. Bir işten diğerine geçmek anlık değildir; zihnin yeni işe yerleşmesi zaman alır. Gün içinde çok sayıda geçiş varsa, bu küçük kayıplar toplamda büyük bir dilim oluşturur ve hiçbir işin hanesine yazılmaz.
Üçüncüsü, dinlenmenin çoğu zaman gerçek bir dinlenme olmamasıdır. Ara verildiği düşünülen zamanın önemli bir bölümü, zihni yormaya devam eden bir meşguliyetle geçer. Kayıtta bu süre dinlenme olarak görünse de, yenilenme sağlamadığı için gün sonunda yorgunluk açıklanamaz kalır.
Kayıttan Düzene Geçiş
Zaman kaydı sürekli tutulacak bir şey değildir. Bir haftalık kayıt yeterli bilgiyi verir; ardından bırakılır ve birkaç ay sonra tekrarlanır. Sürekli kayıt, aracın kendisini işe dönüştürür.
Kaydın bir başka kullanımı, plan yaparken gerçekçi olmayı öğretmesidir. Bir işin ne kadar sürdüğünü ölçmüş olan kişi, bir sonraki sefer için daha isabetli süre ayırır. Sürekli gecikmenin sebebi çoğu zaman tembellik değil, baştan yanlış tahmin edilmiş sürelerdir.
Bu ölçüm zamanla kişisel bir referansa dönüşür. Hangi işin sizde ne kadar tuttuğunu bilmek, başkalarının süresine göre değil kendi hızınıza göre plan yapmayı mümkün kılar; bu da gereksiz suçluluk hissini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Kayıttan çıkan bilgiyi kullanmanın en etkili yolu, düzeltmeyi takvime yazmaktır. Niyet halinde kalan değişiklikler ilk yoğun günde kaybolur; belirli bir saate yerleştirilen değişiklikler ise kendine yer açar.
Bu yöntemin asıl kazancı zaman kazanmak değil, seçim yaptığını fark etmektir. Nereye ne kadar verdiğini gören kişi, günün kendisine olmasına izin vermek yerine günü yönlendirmeye başlar. Bir haftalık küçük bir gözlem, bu farkı yaratmak için çoğu zaman yeterlidir.